Erdal Kurğan - The Concept of “Meşrutiyet” in the Context of the Secularization of Legal and Political Knowledge in Ottoman Empire (1860-1911)  

This study examines how politics and law became secularized around the concept of the Meşrutiyet in the Ottoman Empire, focusing on how the constitutional debates were held between 1860-1911. This work is made by analyzing the written texts in which the concept of the Meşruti-yet was discussed by using the Critical Discourse Analysis method. For this reason, our discourse analysis, starting from the texts of New Ottomans such as Namık Kemal and Ali Suavi, etc., includes the texts written during the reign of Abdülhamid II and the discussions on Kanun-u Esasi in 1908 and later. What draws attention in all these texts is the efforts of the actors demanding the Meşrutiyet regime to legitimize the Constitutional regime by predominantly referring it to Islam. By referring to traditional/classical Ottoman legal-political concepts such as Siyaset, Siyaset-i Şer'iyye, Şura, Meşveret, it has been claimed that the constitutional regime is actually nothing different from the traditional Ottoman politics-law practice. However, the historical process and cultural aura of the constitutional monarchy practice and the traditional/classical Ottoman legal-political practice are both ontologically and epistemically different from each other. This difference was ignored and analogies are made between different concepts/practices and it is assumed that they were the same. However, these analogical approaches transform the traditional/classical Ottoman legal and political thought in the field of practical politics-law and cause it to be secularized.

 

Bu çalışma, 1860-1911 tarihleri arasında Meşrutiyet tartışmalarının nasıl yapıldığına odaklanarak, Osmanlı'da siyaset ve hukukun Meşrutiyet kavramı etrafında nasıl sekülerleştiğini incelemektedir. Bu inceleme Meşrutiyet kavramının tartışıldığı yazınsal metinleri Eleştirel Söylem Analizi metodunu kullanarak analiz ederek yapılmıştır. Bu nedenle Namık Kemal, Ali Suavi vb. Yeni Osmanlıların metinlerin başlayarak yaptığımız söylem analizi, II. Abdülhamid döneminde yazılan metinleri, 1908 ve sonrasında Kanun-u Esasi üzerine yapılan tartışmaları da içermektedir. Tüm bu metinlerde dikkat çeken şey, Meşrutiyet rejimini talep eden aktörlerin ağırlıklı olarak İslam'a referans vererek Meşrutiyet rejimini meşrulaştırma çabalarıdır. Siyaset, Siyaset-i Şer'iyye, Şura, Meşveret vb. geleneksel/klasik Osmanlı siyaset-hukuk kavramlarına atıf yapılarak meşrutiyet rejiminin aslında geleneksel Osmanlı siyaset-hukuk pratiğinden farklı bir şey olmadığı iddia edilmiştir. Oysa anayasal monarşi pratiğinin ortaya çıktığı tarihsel süreç ve kültürel aura ile geleneksel/klasik Osmanlı siyaset-hukuk pratiği birbirinden hem ontolojik hem de epistemik olarak farklıdır. Bu farklılık göz ardı edilmekte ve farklı kavramlar/pratikler arasında analoji kurularak onların aynı olduğu var sayılmaktadır. Ancak bu analojik yaklaşımlar, pratik siyaset-hukuk alanında geleneksel/klasik Osmanlı siyaset-hukuk düşüncesini dönüştürmekte ve sekülerleşmesine neden olmaktadır. Böylece geleneksel Osmanlı hukukunun üzerine bina edildiği millet-i hâkime-millet-i mahkûme ayrımı ortadan kaldırılmakta, hukukun temel meşruiyet zemini olarak şeriat dışlanmaktadır.