Çiğdem Oğuz - The Struggle Within: “Moral Crisis” on the Ottoman Homefront During the First World War

The Struggle Within: “Moral Crisis” on the Ottoman Homefront During the First World War
 
This study focuses on the issue of a “moral crisis” which was a widely discussed topic among the Ottoman intelligentsia. Moving on from the common view that the “moral crisis” reached a peak during the First World War, this study investigates how morality was related to the war and the preconditions that created the perception of a crisis in morality.
The study argues that morality was a contested space among the intellec-tuals and explains how rival ideologies set forth their political positions depending on differing understandings of morality. For the state, on the other hand, moral decline became a matter of national security during the war. The study demonstrates how wartime rivalries were reflected in the cultural sphere through morality discourses. In public opinion and political circles, immorality was generally considered a social problem that had been imported from European countries. At the social level, the study focuses on family, women, and morality related crimes with an emphasis on the impact of war on tradi-tional family order. The dissertation sheds a light on the place of morality in lawmaking processes, the ideas of reform and progress, and plans for a new society. It also suggests the historical background of contemporary debates on morality vis-à-vis lifestyle, identity, and the impact of moral understanding on the formation of political identity.
 
“İçerideki Mücadele: Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Cephe Gerisinde ‘Ahlak Buhranı’”
 
Bu çalışma son dönem Osmanlı entelektüellerinin sıklıkla dile getirdiği “ahlak buhranı” meselesine odaklanmaktadır. Ahlak buhranı tartışmasının özellikle Birinci Dünya Savaşı yıllarında doruk noktasına ulaştığı kanısından yola çıkan çalışmada, bu krizin savaşla ilişkisi ve ahlak buhranı algısının temelini oluşturan olgular araştırılmaktadır.
Çalışmada, ahlak alanının rakip ideolojilere sahip entelektüeller açısından bir mücadele alanı olduğu iddia edilmekte; bu ideolojilerin ahlak anlayışı üzerinden nasıl politik konum aldıkları anlatılmaktadır. Devletin gözünden ise ahlak meselesinin savaş döneminde mili güvenlik sorunu haline geldiğine dikkat çekilmektedir. Savaş dönemi ülkeler arası rekabetin kültürel alana yansıması ahlak üzerinden gerçekleşmiş; ahlaksızlık, kamuoyunda ve siyasette, gelişmiş Avrupa ülkerinden ithal edilen bir sosyal sorun olarak görülmüştür. Sosyal alanda ahlak için ise geleneksel aile düzeninin sarsıntıya uğradığı savaş döneminde, taşrada erkeklerin korumasından uzak kalan kadınlar ve asker aileleri ve ahlak suçları çalışılmıştır. Bu tezde, ahlakın yasama, reform, ilerleme düşüncesi ve yeni bir toplum tahayyülündeki yer edinişinin hikayesi anlatılmaktadır. Çalışma, aynı zamanda günümüzde ahlakla ilişkilendirilen hayat tarzı, kimlik ve ahlaka dayalı politik konumlanışlara dair de ipuçları vermektedir.