Alaaddin Tok - From wood to coal: The Energy economy in Ottoman Anatolia and the Balkans (1750-1914)

Bu tez, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1750 ve 1914 yılları arasında evrilen enerji ekonomisini odun ve maden kömürü üzerinden incelemektedir. Osmanlılar fosil yakıtlardan önce sadece geleneksel enerji kaynaklarını kullanmaktaydı. Onsekizinci yüzyıldaki sonuçsuz girişimlerden sonra, kömür 1830'larda Osmanlı enerji ekonomisinin bir parçası haline geldi. Bu tezin temel iddiası, ülkedeki enerji dönüşümünün, yavaş ve geç sanayileşmeye paralel bir şekilde, tedrici olduğu ve hayli sınırlı kaldığıdır. Osmanlı ekonomisinin düşük enerji kullanımı kısmen doğanın enerji kaynakları konusunda cömert olmaması ile ilgiliydi. Ülkede eşitsiz şekilde dağılmış olan ormanlar, endüstriyel üretimi destekleyecek kadar zengin değildi. Bunun yanında, kömür rezervleri çoğunlukla düşük kalitede olup, madenler bazı jeolojik sorunlarla maluldü. Kömür madenciliğini ve buhar makinelerinin benimsenmesini sekteye uğratan teknolojik gerilik enerji dönüşümünü daha da zorlaştırdı. Bu çalışma Osmanlı enerji ekonomisinde devlete belirleyici bir rol atfeder. Osmanlı hükümeti uzunca bir süre yakıt üretimi ve lojistiğini özellikle İstanbul'un ve kamu hizmetlerinin gereksinimleri söz konusu olduğunda sıkı bir şekilde denetim altında bulundurdu. Fakat ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında giderek liberalleşen ekonomide devletin enerji üzerindeki denetimi gevşedi. Osmanlı enerji ekonomisinin önemli bir bileşeni de, ülkeyi küresel enerji ağının bir parçası haline getiren İngiliz kömürü ithalatıydı. İngiliz kömürü iç talebin bir kısmını karşılamakla kalmamış, İstanbul'u uluslarararası bir kömür istasyonuna dönüştürmüştür.

 

Focusing on wood fuel and coal, this dissertation examines the evolution of energy economy of the Ottoman Empire between 1750 and 1914. Ottomans depended exclusively on traditional sources of energy before the introduction of fossil fuels. After inconclusive efforts in the eighteenth century, coal became part of the Ottoman energy economy in the 1830s. This dissertation argues that, in line with the slow and late industrialization, energy transition in the country was gradual and limited. The low energy consumption path of the Ottoman economy was partly related to unfavorable conditions regarding natural energy endowments. Forests, distributed unevenly in the country, were not sufficiently rich to support industry. Moreover, coal reserves were mostly of inferior types and suffered from geological drawbacks. As manifested in coal mining and the adoption of steam engines, technological backwardness further hampered energy transition. This study attributes to the state a decisive role in the energy economy. For a long time, the Ottoman government closely supervised fuel production and fuel logistics, especially when the needs of Istanbul and public services were at stake. With the increasing liberalization of the economy in the second half of the nineteenth century, state control over energy eroded. An important part of the Ottoman energy economy was British coal imports which made the country a part of the global energy network. British coal not only met some domestic needs but also turned Istanbul an international coaling station.