Oğuzhan Ferman - On the 34-letter Common Turkic Frame Alphabet

An abstract of the Thesis of Oğuzhan Ferman, for the degree of Master of Arts from the Atatürk Institute for Modern Turkish History to be taken on March 2019

On the 34-letter Common Turkic Frame Alphabet

The dissolution of the Soviet Union meant a relaxation of control mechanisms over Turkic peoples of Eurasia, and five Turkic nations emerged as sovereign independent nation-states namely Azerbaijan, Kazakhstan, Kyrgyzstan, Turk-menistan, and Uzbekistan. The post-Soviet era also meant a freer environment for Turkic peoples under new sovereignties, such as the Gagauz people in Moldova and Crimean Tatars in Ukraine. A degree of liberalization took place in Russia, too, as in the case of Tatarstan.

At this new conjuncture in the period from 1991-3, a series of conventions convened to form a common Turkic alphabet among Turkic languages in order to establish closer bonds, and enable mutual literacy among these languages. Not only did academics and linguists attend, but some officials from the newly independent republics participated, as well. As a result, the 34-letter Common Turkic Frame Alphabet was formed from which every Turkic nation was to use the same letters to represent the same phonemes. However, some nations adopted alphabets that violated the 34-letter Common Turkic Frame Alphabet.
My study shows that there was a strong willingness on the Turkish side to compromise with Turkic counterparts in the conventions. As a result, I propose to look at socioeconomic factors and nation-building processes in the region to explain the reasons why the project did not succeed as hoped.
 
Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde Yüksek Lisans derecesi için Oğuzhan Ferman tarafından Mart 2019'da teslim edilen tezin özeti
34-harfli Ortak Türk Çerçeve Alfabesi Üzerine
Sovyetler Birliği’nin dağılması Avrasya’daki Türk halkları üzerinde göreli bir rahatlamaya neden olmuştur çünkü beş Türkî ulus –Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan- bağımsızlığını ilan etmiştir. Sovyet sonrası dönem ayrıca bazı Türk halkları için de yeni devletlerin egemenliği altında belirli seviyede bir özgürlük sağlamıştır, Moldova idaresi altındaki Gagavuzlar ve Ukrayna idaresi altındaki Kırım Tatarları gibi. Rusya’da da Tataristan örneğinde görüldüğü üzere belirli bir düzey liberalleşme gerçekleşmiştir.
Bu yeni şartlar altında bu diller arasında karşılıklı okuryazarlık kurmak yoluyla Türk halkları arasında daha yakın bir bağ kurmak için bir ortak çerçeve alfabesi yaratmak üzere 1991-1993 döneminde bir toplantılar süreci başlatıldı. Bu toplantılara sadece akademisyenler ve dilbilimciler değil bağımsızlığını yeni kazanmış cumhuriyetlerden de yetkililer katıldı. Sonuç olarak 34 harfli Ortak Türk Çerçeve Alfabesi yaratıldı. Uluslar bu çerçeve alfabeden aynı fonemler için aynı harfleri seçerek kendi alfabelerini yaratacaklardı. Lakin bazı Türkî uluslar, bu çerçeveyi bozan alfabeler kabul etti.
Benim çalışmam, bu toplantılar sürecinde Türkiye tarafında diğer Türkî ulusların fikirleriyle uzlaşmaya yönelik güçlü bir temayül olduğunu da gösteriyor. Sonuç olarak, bu projenin kısmî başarısızlığını anlamak için bölgedeki sosyoekonomik etmenlere ve ulus inşası sürecine bakılması gerektiği kanısındayım.