Cemre Ünaldı - The Sense of Justice and Criminal Law: Coming to Terms with Enforced Disappearances in Turkey

An abstract of the Thesis of Cemre Ünaldı, for the degree of Master of Arts from the Atatürk Institute for Modern Turkish History to be taken on June 2018

The Sense of Justice and Criminal Law: Coming to Terms with Enforced Disappearances in Turkey

During the 1980s and 1990s, enforced disappearances, which is generally known in Turkey as being “missing in custody,” became prevalent in the regime’s hands as a means of suppressing the regime’s opponents. It has been important in Southeast Anatolia which became state of emergency. It is admitted that enforced disappearances were executed with the agency of paramilitary forces that are not formally part of the state but were condoned by government. Beginning in the 2000s, especially after the declaration of Turkey’s candidacy for full-membership in the EU, coping with past abuses such as enforced disappearances became prominent, and transitional justice mechanisms have been used. But the absence of political will to disclose the truth and the insufficiency of Turkey’s judicial system have led to obstacles in this process. In the peace process, it has been believed that peace can be constructed without justice for past atrocities. However, I argue that to demand peace and create reconciliation in a society that has experienced human rights violations, the sense of justice of this society should be satisfied. Retributive justice means are an adequate, indispensable way to do justice. I inquire into the role of retributive justice mechanisms in generating a sense of justice vis-a-vis past human rights abuses and more specifically in cases of enforced disappearances in Turkey by examining Turkish legal system, the conduct of the judiciary, the perspective of cause lawyers who work on this crime, international criminal law, and case studies of states that experienced enforced disappearances.

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde Yüksek Lisans derecesi için Cemre Ünaldı tarafından Haziran 2018’de teslim edilen tezin özeti

Adalet Algısı ve Ceza Hukuku: Türkiye’de Zorla Kaybetmelerle Yüzleşme

Özellikle 1980 askeri darbesi sonrası, zorla kaybetmeler – Türkiye’de bilinen adıyla “gözaltında kayıplar”- mevcut rejimce rejim karşıtlarını bastırmak maksadıyla yaygın kullanılır hale gelmiştir. Bu uygulama 80’li ve 90’lı yıllar boyunca özellikle Türkiye’nin, aynı zamanda olağanüstü hâl bölgesi de olan, Güneydoğu Anadolu bölgesinde önem kazanmıştır. Bu dönemde zorla kaybetmelerin devletin resmi bir parçası olmayan ancak hükümetçe göz yu-mulan paramiliter güçlerce işlendiği kabul edilmektedir. 2000’li yılların başı ve özellikle Türkiye’ye AB’ye tam üyelik için aday ülke statüsü verilmesi ile geçmişle yüzleşme çabaları öne çıkarken, geçiş dönemi adaleti mekanizmaları da işletilmeye başlandı. Ancak hakikati ortaya çıkarmaya dair siyasi iradenin yokluğu yahut Türkiye’nin hukuk sisteminin eksiklikleri bu süreç önünde engel teşkil ettiler. Barış süreci boyunca, geçmişteki ihlaller adına adaleti sağlamaksızın barış ortamının kurulabileceğine inanıldı. Bu tezdeki esas sav ise; şayet insan hakları ihlalleri yaşamış bir toplumda barışı sağlamayı ve toplumsal uzlaşı yaratmayı hedefliyorsak bu toplumun adalet algısını tatmin et-memiz gerektiği ve cezalandırıcı adalet mekanizmalarının hem bu adaleti te-min etmeye muktedir hem de adaleti sağlayabilmek için zaruri araçlar olduğudur. Bu savın doğruluğunu araştırmak adına, Türk hukuk sistemi, Türkiye’de yargının tutumu, zorla kaybetmeler alanında çalışan dava avukatlarının bakış açısı, uluslararası ceza hukuku ve benzer deneyime sahip örnek devletler gibi unsurlar dikkate alınarak, Türkiye’de geçmiş ihlallere – özellikle zorla kaybetmelere- dair adalet algısını üretmede cezalandırıcı adalet mekanizmalarının rolü incelenmiştir