Ayşe Saraç / Historical Reconciliation Policies of the European Union. A Comparison: The Benes Decrees and the Armenian Issue

An abstract of the Thesis of Ayse Saraç for the degree of Master of Arts from the Atatürk Institute for Modern Turkish History of the Bosphorus University to be taken June 2006

Historical Reconciliation Policies of the European Union. A Comparison: The Benes Decrees and the Armenian Issue

From the First and Second Balkan Wars, to the First World War and Second World War, and finally to the violent break-up of Yugoslavia, Europe has seen numerous expulsions and exchanges of populations that have not fit into the concept of the relatively homogeneous wholes sought to be created by the nation-states which had gone to war with each other. The forced population transfers are institutionalised at the level of states in some cases, they are forms of population cleansing. Turkey’s history has some similarities to European history in this respect. At the beginning of the twentieth century, under the process of disintegration, the Christian minorities, particularly the Armenian members of the Empire, were viewed as one of the primary factors responsible for the decline and disintegration of the Ottoman Empire and it was decided they were to be the subject of a forced population transfers (tehcir) in 1915-16. As a result of this forced transfer, according to different sources, 300,000-1,500,000 Armenians died of several cause. There has been a continuing debate over the issue of that this decision was right or wrong, and continuing debate over the terminology (“genocide”, “ethnic cleansing” or “forced population transport”, etc.) that can be appropriate to apply to the events, for nearly 91 years. In that regard, the European Union (EU), announced several times, using the term of “genocide” to describe the Armenian deportation, that it would not accept a country which cannot or will not face its own. Under these circumstances, Turkey feels wrongly accused and it does not trust the EU and its good-will towards the solution. The main concern of my thesis is to outline a theoretical approach towards the analysis of the reconciliation policies in the EU to help Turkey overcome its fears and to help to ease the relations between the EU and Turkey. The other targets are to comprehend whether or not the European Union might be the ideal interlocutor in solving Turkey’s longest and hottest historical problem and to find out that whether Turkey would play a positive role in developing and instutionalizing a theoretical approach towards the historical reconciliation policies in the EU.

Bogaziçi Üniversitesi, Atatürk Ilkeleri ve Inkilap Tarihi Enstitüsü’nde Yüksek Lisans derecesi için Ayse Saraç tarafindan Haziran 2006’da teslim edilen tezin kisa özeti

Avrupa Birligi’nin Tarihle Barisma Politikalari. Bir Karsilastirma: Benes Kararlari ve Ermeni Meselesi

Birinci ve Ikinci Balkan Savaslarinda Birinci ve Ikinci Dünya Savaslarina, oradan da Yugoslavya’nin bölünmesiyle sona eren iç savaslar da dahil olmak üzere, Avrupa, ulus-devletlerin homojen hale dönüsmek amaciyla basvurdugu pek çok nüfus transferine sahit olmustur. Bu nüfus hareketleri bazi durumlarda “etnik temizlik” tanimini hak edecek kadar kanli geçmistir. Türkiye tarihi de bu açidan Avrupa tarihine benzer. Yirminci yüzyilin basinda Osmanli Imparatorlugu’nun parçalanmaya baslamasindan travmatik bir sekilde etkilenen Ittihat ve Terakki Partisi önderleri, ülkenin bu hale gelmesinden gayri-müslüm Osmanli tebasini, özellikle de Ermenileri sorumlu görmüsler ve Ermenilerin etnik bir grup olarak ülkenin bir baska kösesine, Suriye’ye göç ettirilmesine karar vermislerdi. Bu zorunlu göçün sonucu olarak da çesitli kaynaklara göre 300,000 ila 1,500,000 Ermeni çesitli nedenlerle hayatini kaybetti. Bu kararin hakli mi haksiz mi oldugu konusundaki tartisma 91 yildir sürüyor. Ayrica bu eylemin adinin “soykirim” mi, “etnik temizlik”, “zorunlu nüfus transferi” mi oldugu konusunda da bir anlasma yok. Ancak Avrupa Birligi, 1987’den beri, söz konusu göç ettirmenin “soykirim” tanimina girdigini kabul ederek, Türkiye’nin Avrupa Birligi’ne üye olmasi için tarihi ile yüzlesmesini sart olarak kostugunu açiklayan çesitli kararlar aldi. Türkiye ise hem bu suçlamayi reddediyor hem de Avrupa Birligi’nin haksiz bir biçimde Türkiye’yi zorladigini düsünüyor. Bu tezin esas amaci, Avrupa Birligi’nin “tarihle barisma” konusundaki politikalarini analiz ederek, Türkiye’nin Avrupa Birligi’ne yönelik endiselerini azaltmak ve Avrupa Birligi ile iliskilerinin kolaylastirilmasina katkida bulunmaktir. Diger amaçlar ise, Avrupa Birligi’nin Türkiye’nin bu en uzun ve en hassas tarihsel problemini çözmek konusunda ideal bir kolaylastirici olup olmadigini anlamak ve bu tartisma baglaminda, Türkiye’nin Avrupa Birligi’nin tarihle barisma politikalarinin kurumsallasmasi ve gelismesi konusunda olumlu bir rol oynamasinin mümkün olup olmadigina dair bir öngörüde bulunmaktir.