Cenk Palaz / State and Body: The Treatment of Physical Education during the Single-Party Period as a Case Study in Political Socialization

State and Body: The Treatment of Physical Education during the Single-Party Period as a Case Study in Political Socialization

This study seeks to address the impact of the physical education policies in the formative years of the Turkish Republic for the process of nation building. Arguing that one-party systems possess a number of distinguishing features with respect to the formation of social life, the study then turns its focus to an analysis of the views of Ziya Gökalp, the prominent intellectual progenitor of Turkish sociology. In so doing, it draws important parallels on prevailing discourses during the Second Constitutional Period and early Republican era. The following chapter elaborates on the nature of the authoritarian regimes in Europe in the interbellum era that provides clues for a comparative analysis with that of the Turkish case. The Law on Physical Education promulgated in 1938, comes under scrutiny in this regard to find the peculiarities of the example of Turkey. Seen in this light, this law reveals the mentality prevailing among the Kemalist elite. The last part of this work expands on the successes and failures of the Law on Physical Education by way of looking at the implementation of this law. In this frame of mind, the inputs of the press and sport clubs are also under examination.

Devlet ve Beden: Türkiye Cumhuriyeti Tek Parti Döneminde Bir Toplumsallasma Araci Olarak Beden Terbiyesi

Bu çalisma Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulus yillarinda uygulanan beden egitimi politikalarindan yola çikarak tek parti rejiminin toplumu hangi eksen üzerinde sekillendirdigini ele almaktadir. Tek parti sistemlerinin ana hatlarina iliskin bir degerlendirme ile baslayan çalisma, Cumhuriyet döneminin kurucu ideologlarindan Ziya Gökalp’in gelistirdigi bir dizi kavramsallastirma ile “terbiye” fikrinin arasindaki nedensel baglantilari kurarak ilerlemektedir. Böylece, Ikinci Mesrutiyet döneminin egemen söylemi ile Cumhuriyet devrimlerinin niteligi arasindaki benzerliklere isik tutmaya çalisilmaktadir. Izleyen bölümde dönemin dogasina iliskin yorumlardan kalkarak Avrupa’daki rejimlerle Türkiye örnegi arasinda karsilastirmali bir degerlendirme yapilmistir. Bu baglamda Türkiye örnegini daha isabetli olarak degerlendirebilmek için 1938 yilinda yürürülüge konulan ve spor politikalari açisindan önemli bir dönemeci ifade eden Beden Terbiyesi Kanunu ayrintili olarak incelenmektedir. Sözkonusu kanun, yasa koyucunun hangi saiklerle hareket ettigini anlamak bakimindan önemli ipuçlari saglamaktadir. Çalismanin son bölümü, Beden Terbiyesi Kanunu ile bütünüyle devletin müdahale alanina giren beden terbiyesi meselesinin sözkonusu kanunun ilgasina degin ne ölçüde basarili oldugunu tartismaya açarak, kamuoyu ve klüplerin bu sürece katkisini saptamaya çalismaktadir.